İyonizasyonun yarattığı bulutlar

Bu konuyu açıklığıa kavuşturmak için örnekler vererek yazacağım

Öncelikle iyonizasyon nasıl keşfedeildi bunu yazalım. İyonizasyon NASA Ames teki laboratuvarlarda defalarca denenerek bulunmuş ve zaten var olan bir bulutlanma olayıdır. NASA Ames’deki araştırmalarımız, pek çok sismoloğun araştırmalarının tersine, büyük sismik olaylar öncesinde kayalarda oluşan fiziksel olayları anlamaya yönelik. Yeryüzündeki levhaların hareketine ve çarpışmasına sebep olan tektonik olaylar kayalar üzerinde artan bir basınç (stres, yani alan başına düşen kuvvet) yaratıyor. Bu stresin etkilerini anlamak için yakın zamanda keşfedilen elektronik yük taşıyıcılarına bakmak lazım.

Bu taşıyıcılar birbirine bağlı olduğu için elektronik olarak aktif olmayan iyon ikilisinden oluşuyor. Yüksek stres seviyesi sebebi ile, kayaları oluşturan minerallerdeki kristal yapısındaki atomlar birinden öbürüne hareket ediyor, ve Kayaların plastik deformasyona uğramasına neden oluyor. Bu harekete “dislocation” deniyor. Bu hareket sonucunda elektronik yük taşıyıcıları aktif hale geliyor ve kayayı bir pil gibi şarj ederek kayada elektrik akımı oluşmasına sebep oluyor. Bizim için önemli olan ise bu akimin kayanın basınç altındaki bölümlerinin yansıra, diğer kısımlarına doğru da ilerleyebiliyor olması.

Bu elektrik akimini taşıyan yük taşıyıcılarına ‘’defect electron’’, ‘’hole’’ veya ‘’positive hole ‘’(phole) deniliyor. Bu phole’lar kilometreler uzunluğundaki kayalardan, toprak ve kumdan geçebiliyor. Havadaki iyonların oluşması için önemli olan, kayaların yüzeye yakın kısımlarında, phole’lara bağlı olarak ortaya çıkan elektrik alanı. 1984’de bu akimin 1000000 volt/cm olacağını teorik olarak hesaplamış ve bu yüksek akimin havanın iyonizasyonuna sebep olacağını öne sürmüştük (Physical Review B’deki bir makalede). Bu makaleden 24 sene sonra kayaların kırılmasına yakın zamanda santimetre başına 1000000000 iyon oluştuğunu gördük. Daha önce bazı sismologlar iyonizasyonun yeryüzünden gelen radyoaktif radon gazına bağlı olduğunu savunmuştu.

Radonun iyonizasyon üzerinde tabii ki bir etkisi var, fakat kısıtlı yerlerde, kısıtlı zamanlarda ve düşük bir seviyede iyon oluşumuna sebep oluyor. Biz strese bağlı iyonizasyonu laboratuvar deneylerinde gösterdik ve doğal koşullarda da etkili olduğunu düşünüyoruz. Eğer havadaki bağlı nem oranı yeterince yüksekse, havadaki iyonlar su buharının yoğunlaşarak su damlacıkları oluşturmasına zemin hazırlar. Fakat eğer baglı nem oranı düşükse, sis veya bulut oluşmaz. Bu su damlacıkları oluşumunun hangi atmosfer seviyesinde olduğuna bağlı olarak, ortaya sis veya bulutlar çıkabilir. Bulut veya sisin neme bağlı olması dolayısı ile, deprem öncesi sinyallere bakarken sadece bulutlara değil, bahsettiğimiz iyonizasyona da bakmak gerekir.

İyonize deprem bulutları gerçek ancak bunları çıplak gözle atmosferde aramak hemen hemen çok zor bir iş olsa gerek. Birincisi çok iyi bir pratik meteoroloji bilgisine sahip olmak gerekir, kısacası hava kitlelerini, cepheleri, bulut şekillerini, alçak atmosfer ile orta ve yüksek atmosferdeki hava kitlelerini hareketlerini çok iyi bilmek lazım. O zaman anormal gözüken, yani meteorolojik olmayan iyonize bulutları belki keşfetme şansına sahip olunabilir. Ayrıca şunu da belirtmem lazım ki bu bulutlar sadece atmosferde nem oranı yüksekse meydana gelebiliyorlar. Aksi takdirde oluşmayabiliyorlar. Bir de eğer depremin derinliği 30 km civarından daha fazla ise o zaman deprem bulutları oluşmayabiliyor

Resim 1 de görüldüğü gibi yani en üst resimde depremin derinliği en fazle 10 km ye kadar derinde ama ''defected eletronlar'' yer yüzüne çıktığında eğer nem oranı az ise iyonize sis ve iyonie bulut yapamıyorlar.. Lakin bu iyonizasyon olayı çok çabuk yayılıyor. Bu yayılma hem atmosferin üst tabakalarına hem de yatay olarak yayılıyor. İşte yayılırken eğer belli bir alçak atmosferde yüksek nem ile karşılaşıyorsa işte o zaman iyonize bulut meydana getiriyorlar. Bu bulutların şekilleri önemli değildir. HAREKETELERİ ÖENMLİDİR. Şöyle ki, meteorolojik kurallara uymuyorlar, ve gözle bakıldığında hemen fark edilebiliyorlar. Lakin iyi meteoroloji bşlmek lzaım bu bulutları ayırt edebilmek için.

İkinci resimde ise depremin derinliği 40km ye yaklaştığı için, ''defected elektronların'' yeryüzüne çıkmaları genelde zor oluyor ve 90% rutubete rağmen iyonize bulut pek gerçekleşmeyebilir. Yani sadece uydudan ufak bir bulutun arkasında büyük bir deprem saklanabilir.

Yani depremin kuvveti bazen Mag 3.5 olur ama atmosferde o kadar nem olur ki yani 90% ile 100% arası büyük deprem bekleyebilirsiniz ama olmaz.. Bu tek yönlü yani uydudan bakma yanıltıcı oluyor çoğu zaman.. Uydudan baktığınız zaman yeryüzündeki nemi de incelemeniz lazım, fayları iyi bilmeniz lazıkm ki bazen faylarda ilerlyene defected elektronlar mesela 50km sonra yeryüzüne de çıkabiliyorlar.

GÖZLE GÖRÜLEBİLEN DEPREM BULUTLARI

Kobe depremi gibi yerden yukarı doğru giden bulutlar. Bak resim

Gediz depremi öncesi 1970 senesinde gözle gördüğüm iki degüişik tabaka arasında 180 derece zıt ilerleyen hava kitleleri,, Occlusion cephe olmadan ilerliyorlardı ve sadece 4-5 saat sürdü.

Bir de bulutlar bir yöne ilerlerken o bulutların arasında çizgi halinde duran ve kıpırdamayan bulutlar var. Bu da demek olabiliypr ki erden yoğun ''defected elektronlar'' çıktığında devamlı şekilde iyonizasyonu sabit tutuyor.. Eskişehir ve Bursa depemlerinde bu olayı NASA dan görmüştüm.

Tekrar ediyorum BULUTLARIN ŞEKİLLERİ DEĞİL HAREKETLERİ önemlidir. GERİYE DÖN

İTALYA DEPREMLERİ

 

26 Ekim saat 17.00 ve İtalya nın kuzeyinde iyonizasyon var.. Uydu resmi yayınlandığında deprem yok.

26 Ekim saat 17.10 ve İtalya nın kuzeyinde Mag 5.5 deprem oluyor

Depremin tam yeri

Aynı gün saat 19.00 de bakın 3 ayrı yerden iyonizasyon meydana geliyor... Kıpırdamayan bulutlar ve yerden oluşan bulutlar.

26 Ekim saat 19.18 de bu sefer Mag 6.1 oluyor...

Şu kıpırdamayan birkaç kolda gözüken bulutlanmalara bakınız.

Bu kadar bariz bir uydu görüntüsü olamaz

Mag 6.1 i yakından görelim

BİR BAŞKA AÇIKLAMA

NASA DA YAPILAN TESTLERDEN RESİMLER

Web Analytics
 

 

 

 

 

 



 

 

web statistics